içimdeki SEN gibi…

Archive for the ‘Nasihatler’ Category

Kahvalti ve Akşam Yemekleri

image

Bir kafeterya işletmecisi dostum ile sohbet ediyorduk. “İşler nasıl?” diye sordum. Tebessüm etti, “Aile içinde sorunlar arttıkça, bizim işler iyiye gider.” dedi.

Şaşırdım. “Nasıl yani?” dedim.“Bizim en bereketli saatlerimiz, sabah 7 ile 9 arasıdır. Bu saatlerde kazandın kazandın, sonra akşama kadar tek tük uğraşır durursun müşteri ile.” dedi.
“İyi de bunun aile içi sorunlarla ne ilgisi var?” diye sordum.

“Hocam, ailesinde sabah kahvaltısı olmayanların ilk uğrak yeri kafeterya ve pastanelerdir.” dedi ve devam etti: “Sabah işe gidenler, okul için evden çıkanlar sabah kahvaltı yapmamışlarsa önce pastanelere uğrar, bir-iki poğaça, sandviç alır, yollarına öyle devam ederler. Ama aile içinde bir düzen varsa, sabah uğramaları azalır.”

Hiç böyle düşünmemiştim…

Benim şaşkınlığım artarken o konuşmaya devam etti: “Ha, aile içinde iyi bir iletişim, keyifli bir yaşam varsa, bu sefer de akşam saatlerinde dolar buraları. İnsanlar sevdikleriyle, eşi, çocukları ile gelirler otururlar. Ancak bu bize çok kazandırmaz. Çünkü buraya keyifli gelenler, birbirleri ile sohbet etmekten yiyip içmeyi unuturlar. Yediklerine değil, birbirlerine odaklanırlar. Bir bardak limonata ve bir dilim kek ile saatlerce sohbet ederler. Ne yalan söyleyeyim, para kazanamasak da, insanları böyle keyifli görmek benim çok hoşuma gidiyor.”

(devamını oku…)

Ateş ve İnsan

 

Ateş ve İnsan…

 

Yüzyıllar önce, dünyanın ücra köşelerinden birinde bulunan bir adaya ateş, geç de olsa gitmişti. Bu adada dört ayrı kabile bulunuyor, adanın dört köşesinde birbirlerinden kopuk yaşamlarını sürdürüyorlardı.
Adaya yakın bir kara parçasında öğrencileriyle birlikte yaşayan bir bilge bu adaya gezi düzenlemeye karar verdi. Bir gemiye bindiler, zor bir yolculuktan sonra adaya ayak bastılar.

Birinci kabileye ulaştılar. (devamını oku…)

Çocuklar Gülsün Diye!

Çocuklar Gülsün diye!” yaşayalım.

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:

– Hayrola, neden elimi öpmek istedin?

– Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.

– Ne oldu, nasıl oldu? (devamını oku…)

Nuşirevan Adaleti ve Nasihatleri

Nuşirevan Kimdir ?

Nüşirevan İran’daki Sasani Devleti hükümdarlarından. Sasani Hanedanının yirmincisidir. Asıl ismi Hüsrev’dir. Pehlevi dilindeki “Anoşek-revan=Ölmez, ebedi ruh” manasına “Anuşirevan” veya “Nuşirevan” lakabıyla Ünlü olmuştur. Adının Arapça karşılığı olan “Kisra” ünvanı daha sonraki Sasani hükümdarları için kullanılmıştır. Kubad’ın en küçük oğludur. Peygamber efendimiz; “Ben, adil sultan zamanında dünyaya geldim.” buyurarak onun adaletini övmüştür. On dokuzuncu Sasani hükümdarı olan Kubad (devamını oku…)

Küçük Beyaz Kağıt

Evlilik küçük beyaz bir kağıt olarak başlar. Bir kadın ve bir erkek bu kağıdı birlikte doldurmaya karar verirler. Yazmaya başladıklarında, her ikisi de ilk kez beraber çalışmaya başladıklarını fark ederler. Her biri yazabileceği en güzel cümleyi yazar kağıda, çizebileceği en güzel resmi çizer. Bazen erkek fazlaca yazar, çizer, bazen kadın. Bazıları önce eleyip sık dokur. Düşünür taşınır ondan sonra yazar. Yazı yazmaya, resim çizmeye devam ettikçe yorulduklarını hissederler. Yazmaya, çizmeye devam etme şevklerini kaybettikleri olur bir ara. Sonra taze bir heyecanla yeniden başlarlar. Bu, evliliğin ve ilişkinin sürmesi için verdikleri karardır. Yazma ve çizme isteği sürdükçe, kağıtta sürekli yer açılır, karalamaya devam ederler. Bu karalama eşlerden birinin mürekkebi bitse, yani bu dünyadaki hayatı sona erse bile devam eder. Geride kalan, kağıdın hâlâ boş kalan kısımlarını karalamayı sürdürür. Bu kağıdı karalamanın birkaç kuralı vardır: Her iki taraf da yazmalıdır, çizmelidir. Biri yazmayı bırakırsa, otomatik olarak diğerinin de mürekkebi biter, şevki kalmaz, çabucak yorulur. Hem sonra, herkes kendi el yazısıyla yazmalıdır. Biri diğerinin el yazısının kendininkine benzemesini beklememeli ya da diğerinin el yazısını taklit etmeye kalkmamalıdır. Kağıdı birlikte doldurabilmek için herkesin “kendisi” olması gerekir. (devamını oku…)

Makbul Sabır, Musibetle Karşılaştığın İlk Andakidir!

Hazreti Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), (ölen) çocuğu için ağlamakta olan bir kadına rastlamıştı: “Allah’tan kork ve sabret!” buyurdu: Kadın (ızdırabından kendisine hitab edenin kim olduğuna bile bakmadan): “Benim başıma gelenden sana ne?” dedi.

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) uzaklaşınca, kadına: “Bu Resulullah idi!” dendi. Bunun üzerine, kadın çocuğun ölümü kadar da söylediği sözden dolayı (utanıp) üzüldü. (Özür dilemek için) doğru aleyhissalâtu vesselâmın kapısına koştu: Ama kapıda bekleyen kapıcılar görmedi, doğrudan huzuruna çıktı ve: “Ey Allah’ın Resulü, (o yakışıksız sözü) sizi tanımadan sarfettim (bağışlayın!)” dedi. Aleyhissalâtu vesselam:
“Makbul sabır, musibetle karşılaştığın ilk andakidir” buyurdu.”

Sen dua edersin; ama kabul olmuyor sanırsın! ….

Sen dua edersin; ama kabul olmuyor sanırsın!
Ekmek almak için bir fırına gidersin
Beklerken fırıncı ile bir sohbet başlar
Ve fırıncının hoşuna gidersin, hoşsohbetsin ya…
Fırıncı başkalarına istediğini verip acele ile gönderir
Bu arada sen istediğini alamadığın için sıkılmaya başlarsın
Ama bilmezsin ki
Fırıncı daha yeni pişmiş en güzel ekmeği verecek…

Hz. Mevlana

Sıkıntısı Olan Bu Yazıyı Okusun !

“Gün gelecek Allah’a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum” demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda.

Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük. O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe “verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah’ım!” demeye başladı.

Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde aşağıdaki hikayeyi yollamıştım. (devamını oku…)

İnşirah Duası

(devamını oku…)

Namaz Ağacı

Namaz Ağacı
Agacin Tanitimi : Bu agacin, dört haftayi temsil eden 4 büyük
dali vardir. Günleri de temsil eden 31 tane kücük dali vardir.
Her kücük dalda 5 vakit namazi temsil eden yapraklari vardir.
Ayrica her kücük dalda günlük sadakayi temsil eden bir meyva
bulunur (bu sadaka maddi veya manevi olabilir).

HER BÜYÜK DAL : BIR HAFTA
HER KÜCÜK DAL : BIR GÜN
HER YAPRAK : BIR NAMAZ VAKTI
HER MEYVA : BIR SADAKAYI temsil eder.

Kullanim klavuzu : Her ayin basinda, ayi temsil eden büyük dal
ve haftayi temsil eden kücük dal ile baslanir. Vaktinde
kilinan her namazin ardindan bir yaprak yesil renkle boyanir.
Sayet namaz kaza olarak kilindiysa yaprak sari renkle boyanir.
Sadakayi temsil eden Meyvaya gelince, o da kirmizi renkle
boyanir.Agacin amaci nedir ?

Cocuklari güzel bir yöntemle namaza tesvik etmek ve namaza
alistirmak.
Cocuklari sabira alistirmak, öyle ki yemyesil bir agac elde
ettiginde bir ödül kazanmak. (devamını oku…)

%d blogcu bunu beğendi: