içimdeki SEN gibi…

Archive for Ocak, 2012

Ateş ve İnsan

 

Ateş ve İnsan…

 

Yüzyıllar önce, dünyanın ücra köşelerinden birinde bulunan bir adaya ateş, geç de olsa gitmişti. Bu adada dört ayrı kabile bulunuyor, adanın dört köşesinde birbirlerinden kopuk yaşamlarını sürdürüyorlardı.
Adaya yakın bir kara parçasında öğrencileriyle birlikte yaşayan bir bilge bu adaya gezi düzenlemeye karar verdi. Bir gemiye bindiler, zor bir yolculuktan sonra adaya ayak bastılar.

Birinci kabileye ulaştılar. (daha&helliip;)

Çocuklar Gülsün Diye!

Çocuklar Gülsün diye!” yaşayalım.

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:

– Hayrola, neden elimi öpmek istedin?

– Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.

– Ne oldu, nasıl oldu? (daha&helliip;)

Vücudun Şifa Haritası: Ayaklar

AYAK HARİTASI VE REFLEKSOLOJİ NEDİR

AYAK MASAJI İLE TEDAVİ NASIL YAPILIR

 

Ayak tabanlarınızda tüm bedenin bir haritası bulunduğunu biliyor muydunuz? Tüm vücudumuzu taşıyan, ayakta durmamızı ve yürümemizi sağlayan çok değerli ayaklarımız aynı zamanda vücuttaki tüm kötü enerjinin atılmasını da sağlar. Vücutta biriken zararlı toksinlerden detoks bantlarının ayaklara yapıştırılması ile ayaklar aracılığıyla vücuttan atılabiliyor. Örneğin geceleri mutlaka ayaklarınız çıplak uyuyun denir duymuşsunuzdur. Bunun nedeni de gün boyu vücutta biriken kötü enerjinin ayaktan çıkması istendiğindendir. Yada çıplak ayak toprakta gezmek iyi gelir denir, evet gerçekten doğrudur vücuttaki kötü enerjiyi ayaklardan toprağa iletirsiniz. İşte tüm bu emareler ayaklarımızdaki vücut haritasının bir belirtisidir diyebiliriz. Ayak tabanında, bedendeki organlara bağlı tüm sinirlerin burada sonlandığı gerçekten doğrudur. (daha&helliip;)

Ermeni ‘Soykırım’ Yasası Nedir?

Fransa Meclisi’nde kabul edilen ve iki ülkenin ilişkilerini geren o yasa:

Yasa neden değişti?

Fransa Ulusal Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nda bir yıldır görüşülen tasarı ilk önce “Irkçılıkla mücadele ve Ermeni soykırımını inkâr edenlerin cezalandırılmasına ilişkin yasa tasarısı” başlığını taşıyordu. Ancak komisyon Türkiye’den gelecek tepkilerle adını “Yasayla kabul edilen soykırımların inkârının cezalandırılmasına ilişkin yasa” olarak değiştirilerek Yahudi soykırımını inkârına ilişkin suçları da kapsar hale getirildi. (daha&helliip;)

Soykırımı İnkarı Suç Sayan Yasa Kabul Edildi

Soykırımı İnkarı Suç Sayan Yasa Kabul Edildi

Günlerdir tartışılan ve sonucu merakla beklenen “Ermeni soykırımı’nı inkâr etmeyi suç sayan yasa tasarısı Fransa Senatosu’nda kabul edildi.”

Uzun süren tartışmalar sonucu kabul edilen yasa tasarısı beklendiği gib Fransa Senatosunda kabul edildi. Taarının kabul edilmesini engellemeye yönelik girişimler sonuçsuz kaldı. Senatoda görüşmeler sırasında verilen önergeler tasırıyı engellemeye yetmedi.

Soykırımı İnkarı Suç Sayan Tasarı Senatoda Kabul Edildi

Fransa Senatosu’nda ‘Sözde Ermeni soykırımı‘nı inkâr etmeyi suç sayan yasa tasarısını oylama işlemi tamamlandı. Senatodan yapılan açıklamay göre yasa tasarısı senatoda kabul edildi.

Tasarı iki maddeden oluşuyor. Önce birinci madde üzerinde yapılan görüşmeler tamamlandı ve oylamaya geçildi. Yapılan oylama sonrsında Tasarının 1. Maddesi kabul edildi.

Soykırımın İnkarını Suç Sayan Tasarı Kabul Edidi

Senato’da ilk olarak hükümet adına parlamento ile ilişkilerden sorumlu bakan Patrick Ollier söz aldı. Ollier ‘soykırım’ın zaten daha önce kabul edildiğini, şu anda ele alınan yasanın sadece ‘soykırım’ın Fransız kanunalarına uyarlandığını belirtti. Ollier konuşmasında şunları söyledi: (daha&helliip;)

Nuşirevan Adaleti ve Nasihatleri

Nuşirevan Kimdir ?

Nüşirevan İran’daki Sasani Devleti hükümdarlarından. Sasani Hanedanının yirmincisidir. Asıl ismi Hüsrev’dir. Pehlevi dilindeki “Anoşek-revan=Ölmez, ebedi ruh” manasına “Anuşirevan” veya “Nuşirevan” lakabıyla Ünlü olmuştur. Adının Arapça karşılığı olan “Kisra” ünvanı daha sonraki Sasani hükümdarları için kullanılmıştır. Kubad’ın en küçük oğludur. Peygamber efendimiz; “Ben, adil sultan zamanında dünyaya geldim.” buyurarak onun adaletini övmüştür. On dokuzuncu Sasani hükümdarı olan Kubad (daha&helliip;)

Malumun Yedi Sırrı

Bir.
Sevgilim… Uzak kentler karantinasından yazıyorum sana bunları. Hastalıklı ruhumun aşı bilmezliğinde duvarlara çarparak eskittiğim gölgemin marazıyım. İçimde enfeksiyon belirtisi gözlerin. Naralara yatırılan kuşların gökyüzü kadar gri, tavan arasında saklanan kız düşleri kadar eksiksizim. Kalem’in burcunda harflerimin yazabildiği küfür ellerin. Güzelliğine benzeyen benzetmelerin tamlamasına güller yetmiyor. Kanımda uçurum düşmüşlüğüsün. Bir ceset sarhoşluğunda sızıyorsun içime gece gece. Defolu yanlarımdan geçiyor kervan katarları. Yolculukların bitmezliği olsan da molasızlığımda bit! (daha&helliip;)

Jelatin Gerçeği ve Helal Gıda

“Ömer: Çocuklara şu şekerlemelerden alalım mı?
Ali: Bunlardan almasak iyi olur Ömer.
Ömer: Ama çok seviyorlar.
Ali: Ömer, muhtevasında jelâtin yazıyor; ama menşeini belirtmiyor. Kuvvetle muhtemel ki domuz jelâtini.
Ömer: Neee, gene mi domuz! Aklım almıyor. Şüpheli olana yaklaşmamak gerek, almayalım.
Ali: Kesinlikle.”

Ne yazık ki günümüzde yukarıdaki konuşmaları yapan kişiler kadar şuurlu tüketicilere rastlamak bir hayli zor. Bu sebeple çok ehemmiyetli bir hakikat ihmal ediliyor. Hayat nizamlarını helâl merkezli kurmakla yükümlü olan Müslümanların gıda tüketimi hususundaki ihmalleri, onların fizikî yapılarına ve mâneviyatlarına menfî tesir etmektedir. Haram veya şüpheli olan gıdaların tüketimi konusu, Kur’ân-ı Kerîm’de1 ve Hadis-i Şerîflerde çok zikredilir. Her Müslüman, gıdaların helâl veya haramlığı hususunda gereken hassasiyeti göstermeli ve ‘jelâtin’ benzeri gıda katkı maddelerinin menşeini soruşturmadan, onları asla tüketmemelidir. (daha&helliip;)

Yanlış Anlatılan “HAREM”

Osmanlı’ya dâir yanlış anlaşılan ve buna bağlı olarak yer yer o şekilde yansıtılan hususların başında harem hayatı gelmektedir. Kadını harem dedikodularının malzemesi olarak ele alan eserleri okuyan ve esasen bir fazilet ve ahlâk mektebi olan Osmanlı haremini, gerçek hüviyetiyle öğrenmeyen nesillerin, tarihimiz hakkında yanlış hükümlere sahip olması üzüntü vericidir.

Geçmişte evlerde, konak ve saraylarda genellikle iç avluya bakacak şekilde plânlanan, kadınların yabancı erkeklerle karşılaşmadan rahatça günlük hayatlarını sürdürdükleri bölümlere “harem” adı verilmiştir. Zaten harem kelimesi Arapçada “korunan ve mukaddes olan şey veya yer” mânâsına gelmektedir. Türk-İslâm kültüründe gerek evlerde gerekse saraylarda erkeklerin yaşadığı veya idarî işlerini yürüttüğü bölümlerle (selâmlık), ailenin yaşadığı bölüm (harem) birbirinden ayrılmıştır. Bu ayrım, Osmanlı sarayı için de geçerlidir. (daha&helliip;)

Tesettür Kemik Erimesi Yapar Mı?

Kalsiyum (Ca), kemik yapımında ve kalb kası başta olmak üzere, kasların düzenli çalışmasında gerekli bir elementtir. Kalsiyumun bağırsaklarda emiliminde ve kemiklerde toplanmasında vazifeli molekül ise D vitaminidir. Bilhassa çocukluktan itibaren süt ve/veya süt ürünlerini yeterli alamayan kişilerde, kalsiyumun vücuda alınmasında yetersizlikler oluşur. Neticede vücut için hayatî önem taşıyan kalsiyumun, kanda bulunması gereken seviyede düşüş (hipokalsemi) gözlenir. Bu durumda, boyunda bulunan mercimek büyüklüğündeki “paratiroid bezleri”nden parathormon (PTH) denen bir hormon salınır. Bu hormon, kemikteki kalsiyumun çözünerek kana geçmesini uyarır. Böylece kandaki kalsiyum seviyesi korunur. Kandaki kalsiyum düşüklüğü, bu şekilde dengelenmeye devam ederse, kemiklerde zayıflama, kemik erimesi belirtileri başlar.

(daha&helliip;)

%d blogcu bunu beğendi: