içimdeki SEN gibi…

Archive for Ekim, 2006

Bir Hayat Kuralı

kural

Bir Kayınperder, Bir Damat ve Gelin


güll

Bir kayınpeder, bir damat ve gelin: Efendimiz, Hz. Ali, Hz. Fatıma

 

Peygamber Efendimiz, damadı Hz. Ali’ye evlenme giderleri, mehir ve düğün harcamaları hususunda son derecek anlayışlı davranmıştır.
Bir ailenin asgari ihtiyaçları karşılanmış; yuvanın kurulmasında mütevazı bir anlayış sergilenmiştir. Bu durum ailelerin evlenecek gençlere maddi ve manevi anlamda destek olmaları ve ihtiyaçlarını karşılamaları hususunda orta bir yolu izlemeleri gerektiğini göstermektedir. Örneğin Hz. Ali’nin, Rasulullah’ın kızı Fatıma’ya çeyiz olarak aldığı eşyaları şu şekilde bildiriliyor: Kadife kumaş, su kabı ve kenarları süslü yastık… Ayrıca Hz. Ali’nin verdiği mehirlerle bir sedir, bir yün yatak, bir hurma lifi minderi, bir kilim, bir yatak örtüsü, bir su kabı, bir takım elbise alındı. (Nesai, Sünen, 81) (daha&helliip;)

Yuvanız Cennet Olsun Mu?

cennet

Yuvanız Cennet Olsun mu?

Evlenirken attığınız adım ne kadar büyüktü bilmem?
Ne kadar koşmayı istediniz eşinizle?
Yorulunca birbirinize nasıl destek verdiniz?
Kim taşıdı diğerini, kim kaldırdı düşeni?
İlk adımı birbirinizden mi beklediniz yoksa?
Neler düşlediniz bu uzun soluklu maratona başlarken?
Hani hep derler ya, “Evlilik aşkı öldürür!” diye.
Bu söze ne kadar inanıyorsunuz bilmem. Toplumdaki ailelere bakınca sözlerin beyinlerdeki etkisinin çok fazla olduğu görülüyor, yaşanıyor.
Böyle sözlere yenileri ilave edilip değiştirilmedikçe; bizler dünyamızın cenneti yuvalarımızı kurmakta zorlanacak gibiyiz.
Sizin yuvanız cennet gibi mi?
Yoksa… (daha&helliip;)

O o idi, ben de ben idim !

elizanys0.jpgSevgili Dostum,

İşlerin içinden çıkılmaz bir ahvale büründüğü zamanlarda, gerçek olmayan bir oyunun içinde olduğum hissini daha kuvvetli duyumsuyorum. Öyle tuhaf şablonlar içre bir hayatın içinde terennüm ediyor ki beden, bırak süratle kaybettiğim o gerçeklik hissini, dünyevi bir boşluğa gark oluyorum aniden. Yapılacaklar listesinin gün be gün kabardığını gözlemliyorum. Yaptıklarım o listeden eksildikçe her yeni yapılacağa gebe kalıyorum. Matematik bir sabiteye sahibiz sanki ve bilinmeyen eksilttiğimiz bu denklem bize yenilerini eklemeyi ihmal etmiyor. Ben zenginleştiğimiz kanısındayım bir yandan. Şöyle ki, en başından çözmeye uğraştığımız bu ufak denklem bilinen ve bilinmeyen safında giderek büyüyerek sonsuza ırayan bir büyük denklem haline geliyor. Evet, bilemediklerimizin bildiklerimizle birlikte çoğaldığı doğrudur. Lakin benim önemsediğim şey bilinmeyenin çoğalmasından çok, bilinen de meydana gelen çoğalma! Aydınlanma fikriyle tabiatımızı karman çorman önümüze koyduğumuz ilk günden beri, aslında karanlığın kendi için rezerve ettiği alan hep sabit. Bizim tahayyülümüzdeki karanlığı giderek büyütüp, esasında onun asıl ebadının bilgisine varmaya çalışıyoruz. Ne zaman ki karanlık yerinde sayan bir büyüklüğe erişti, o vakit bütünüyle aydınlanmamız ve varlığımızın kendini ait kıldığı marifetimizi anlamamız mümkün. (daha&helliip;)

Beni Can Kulağı İle Dinle

karakalekm.gif

Şair Cevdet Karal, 5 Eylül 2006 tarihinde, öğrenimlerini Viyana’da sürdüren bir grup öğrencinin İstanbul’da düzenlediği programda, bir konuşma yapmıştır. Konuşmayı, Cevdet Karal’ın izni ile düşünce sayfamızda yayınlıyoruz.


(daha&helliip;)

Citroen Turkish

Voltaire’in Duası..

voltaire

Ey, bütün var edilmişlerin,
Bütün alemlerin, bütün zamanların Rabbi,
Alımlı giysilerimizdeki, kifayetsiz lisanlarımızdaki,
Garip kıyafetlerimizdeki, kusurlu yasalarımızdaki,
Kendi icadımız tuhaf makamlarımızdaki
Bizce hayli önemli,
Ancak Senin yakınlığında
Anlamsız şu küçük farklılıklar bizi birbirimizden ayırmasın,
Ayrımcılık ve nefret sebebi olmasın!

 

Neyleyim!
Kaf dağı ardındaki elması, zümrütü, yakutu.
Neyi ? niçin ? yaptığımın idrakine varamadıysam…

%d blogcu bunu beğendi: