içimdeki SEN gibi…

Archive for Haziran, 2007

İçtiğiniz Suya Limon Sıkın, Nane Atın

İçtiğiniz suya limon sıkın, nane atın

Bunaltan sıcaklardan yediklerinize dikkat ederek korunun. Her gün cacık, yoğurt ve ayran tüketin. Meyve ve sebzeyi sofradan eksik etmeyin. Bol bol su için; hatta 1-2 damla meyve suyu, taze meyve parçaları, nane ve limon eklemeyi ihmal etmeyin..             
 

Diyetisyen Dilara Koçak; yaz sıcaklarında serinlemenizi sağlayacak mönü önerilerinde bulundu:

* Sıcaklarda nasıl beslenmeli? (daha&helliip;)

Reklamlar

Cennetle müjdelenenler on (bir) kişi miydi?

O Abdullah ibn Selam ki daha Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem)’i görür görmez “Bu yüzde yalan yok!” demiş ve hiç tereddüt etmeden Müslüman olmuştu. Kur’an-ı Kerim’de: “Size gelen bu hakikate şehadet edip iman eden Yahudi ulemasından da biri var.” (Bkz. Ahkaf Sûresi, 46/10) ifadeleriyle bu sahabi tebcil edilmektedir. Abdullah ibn Selam, Müslümanlığa girdiği günden itibaren hep hakkaniyet içinde olmuş ve hayatının sonuna kadar da İslam için gayret ve mücadeleden geri durmamıştır. O, Hz. Osman devrinde, Hz. Osman’ı da alıp götüren korkunç fitnede kollarını gerip fitneye karşı duranların başında gelmiştir. Fakat buna rağmen o günkü gözü dönmüş insanlar, -hangi ruh haletiyle olduğu belli değil- Yahudi çocuğu diyerek onu da tartaklamışlardır. (daha&helliip;)

İnce Zeka

Aaron Hacker’in emlak bürosunun önünde New York plakali kirmizi, spor bir araba durdu. Arabadan inen sisman adam, büroya dogru yürüdü. Sicaktan ter, ince elbisesinin üstüne kadar çikmisti. 50 yasinda görünüyordu. Yüzü heyecandan kizarmis, fakat kisik gözlerindeki kararli, donuk bakis degismemisti. 

Içeriye girince basiyla Aaron’a selam verdi. “Bay Hacker?” Aaron gülümseyerek, “evet benim, sizin için ne yapabilirim. Bay..? ” Sisman adam, “Dill” diyerek kendisini tanitti. “Zamanim çok az, hemen konuya girsek iyi olacak.” dedi. “Benim için de iyi olur Bay Dill. Ilgilendiginiz belli bir yer var mi?” “Dogrusunu isterseniz, evet. Kasabanin kenarindaki eski bina.” “Sütunlu ev mi?” “Ta kendisi. Yanilmiyorsam üzerinde SATILIK tabelasi var. ” Aaron kuru bir sesle, “Evet.” Dedi. Bizim satis listemizdedir.” Kalinca bir defterin yapraklarini karistirdi. Sonra daktilo ile yazilmis bir sayfayi isaret etti: “160 yillik bina. 8 odasi, 2 banyosu, otomatik gaz firini, genis teraslari, çevresinde agaçlari var. Çarsiya, okula yakin. 750.000 dolar.” diye okudu ve ekledi: “Hala ilgileniyor musunuz?” Adam oturdugu yerde rahatsiz olmus gibi kipirdandi. (daha&helliip;)

Aşk Dersi ..

John Blanchard oturduğu banktan kalktı, üzerindeki denizci üniformasını düzeltti ve şehrin büyük tren istasyonundaki insanları incelemeye koyuldu. Gözleri o kızı arıyordu, kalbini çok iyi bildiği ama yüzünü hiç görmediği, yakasında gül olan o kızı. Ona olan ilgisi bundan onüç ay önce Florida’da bir kütüphanede başlamıştı. Raflardan aldığı bir kitabın içindeki yazıdan çok etkilenmişti… Kitaptan değil sayfalardan birinin kenarında kurşun kalemle yazılmış minik notlardan… Yumuşak el yazısı düşünceli bir ruhu ve insanın içine işleyen bir karekteri yansıtıyordu. Kitabın baş sayfasında, o kitabı en son okuyan kişinin ismini gördü: Bayan Hollis Maynell.

Biraz zaman ve çaba sonunda adresini buldu. Bayan Maynell Newyork’da yaşıyordu. Blanchard ona kendisini tanıtan ve mektup arkadaşı olmayı teklif eden bir mektup yazdı. Ertesi günde İkinci Dünya Savaşına katılmak için Avrupa’yadoğru yola çıktı. Daha sonraki bir yıl bir ay boyunca birbirlerini mektuplarla tanıdılar. Her mektup kalplerine düşen bir sevgi tohumuydu sanki.. Bir romantizm başlıyordu Blanchard kızdan bir resmini istemişti, ama kız reddetti. Kendisini gerçekten önemsiyorsa nasıl göründüğünün ne önemi vardı?Sonunda Blanchard’ın Avrupa’dan dönüş günü geldi çattı. (daha&helliip;)

öylesine bir mektup ..

Öylesine Bir Mektup- Can Dündar

 

 Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var. Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.

Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca? (daha&helliip;)

Sezer, ‘referandum’ dedi, gözler yeniden Anayasa Mahkemesi’nde

asiy.jpgSezer, ‘referandum’ dedi, gözler yeniden Anayasa Mahkemesi’nde 
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören Anayasa değişikliği paketini halkoyuna sundu.
 
 
 22 Temmuz’da çifte sandık zor

(daha&helliip;)

Küçük Utku, şehit babasını kalbine gömdü

sehit-b1.jpeg 

Türkiye dün iki şehidini daha son yolculuğuna uğurladı. Hakkari ve Elazığ’daki terör saldırılarında şehit olan Piyade Kıdemli Binbaşı Murat Özyalçın ile Jandarma Uzman Onbaşı Cihan Kızıltaş’ın cenazesi Levent Camii’nde düzenlenen törenin ardından Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi. (daha&helliip;)

%d blogcu bunu beğendi: