içimdeki SEN gibi…

Archive for the ‘Köşe Yazıları’ Category

Pet Şişenin Zararları – 1

Görsel

Pet şişelerden kurtulun
AŞAĞIDA okuyacağınız satırlar pek hoşunuza gitmeyebilir.
Kendinizi kötü, hatta rahatsız hissedebilirsiniz.
“İyi de, ne yapacağız” diyebilirsiniz.
Çünkü ben de aynen sizin söylemeniz muhtemel bu cümleyi söyledim, aynen bu yazdıklarım gibi hissettim.
Yine de sizleri sevdiğim için, bunları yazmak zorundayım.
Önceki gün, bir yakınımın ameliyatı için, Türkiye’nin önemli hastanelerinden birindeydim.
Ameliyat sonrası, alanında Türkiye’nin değil, dünyanın en iyilerinden biri ve çok da eski dostum olan doktorumuz geldi.
Ameliyatla ilgili bilgi vermek üzere.
Konuşurken, önümdeki masada duran “pet” şişeyi alıp açtım ve bardağıma su doldurmaya başladım.
Profesör doktor uzandı. Elimden pet şişeyi aldı.
Suyu doldurduğum bardağı aldı.
Görevliyi çağırdı.
Pet şişeyi çöpe atmasını, bardağı da lavaboya boşaltmasını söyledi.
“Benim dolabımdan cam şişede bir su getirin” dedi. (daha&helliip;)

Reklamlar

Müslümanın Hayatı Ucuz Mudur?

Amerikan solunun kendine özgü çizgilerinden birine ait etkili dergili New Republic’in yayın yönetmeni Martin Peretz, önceki yıl, ‘’Müslümanların hayatı ucuzdur’’ iddiasıyla başlayan yazısında ‘’Bu insanlara (Müslümanlar) bu hakkı vermemiz, yani Anayasamızın birinci maddesindeki ifade özgürlüğünden yararlanma hakkını vermemiz gerekip gerekmediğini merak ediyorum. Çünkü içimden bir ses bu özgürlüğü istismar edeceklerini söylüyor’’ cümleleriyle şimşekleri üzerine çekmişti.  (daha&helliip;)

Sıkıntısı Olan Bu Yazıyı Okusun !

“Gün gelecek Allah’a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum” demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda.

Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük. O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe “verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah’ım!” demeye başladı.

Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde aşağıdaki hikayeyi yollamıştım. (daha&helliip;)

Gargat (Ghargad) Ağacı, Hadis-i Şerif ve Yahudiler

Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından izleyen, başta İsrail olmak üzere bölge ülkelerine sık sık gelip giden ve bu coğrafyanın tarihsel sürecine ilişkin çok sayıda yayını bulunan tarih profesörü bir dostum bana önceki gün; “Yahudiler İsrail’de en çok hangi ağacı dikiyorlar ve bunun sebebi nedir biliyor musunuz?” diye sordu

Kendisine, özellikle tarım konusunda İsraillilerin dünyanın en önemli araştırmalarına imza attıklarını biliyorum ama bir ağaca karşı özel ilgileri olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değilim dedim İsrail’e de şimdiye kadar hiç gitmediğimi söyledim Kısacası sorunun cevabı bende yoktu

Verdiği cevap çok ilginç oldu Yahudilerin İsrail’de en çok diktikleri ağacın gargat ağacı olduğunu, bunun nedeninin ise bir hadis- i şeriften kaynaklandığını söyledi “Yahudiler hadis-i şeriflere itibar ediyorlar mı ki” dedim Etmiyorlar ama yine de içleri rahat değil Tedbiren de olsa yine de bu ağacı dikmekten geri kalmıyorlar dedi Sonra Peygamber Efendimizin konuyla ilgili bir hadis-i şerifini okudu (daha&helliip;)

Bir İsrailli İle Bir Mikrobun İnanılmaz Benzerliği

Diş ağrısını iyiden iyiye hissetmeden doktora gitmeyen, yağmurdan ıslanmadan şemsiye almayan bir topluluğuz maalesef… Acı, bir nimettir… Vücudun herhangi bir yerindeki arızayı bize önceden bildirir Aksi halde ne böbreğimizdeki taşlardan haberimiz olurdu ne de dişimizi çürüten bakterilerden…

Yahudileri birer mikrop olarak algılıyorum… Normal mikroplardan sadece iki farkları var Şekil olarak insanlara benzemesi, bir de yaptıkları tahribatlardan sorumlu olmaları… Aksi halde hiçbir fakları yoktur mikroplardan…
Bu günlerde Yahudiler, ümmete sanki şöyle sesleniyor;

Ey dünya müslümanları! Dünyayı sevmenizden ve cihadı gündeminize almayışınızdan dolayı Allah, kalplerinize korku saldı… Sizlerin amansız düşmanları olan bizler, hristiyanlarla birlikte sizleri parçalara ayırdık ve aranıza kalın duvarlar ördük… Birbirinizi tanıyamaz oldunuz… (daha&helliip;)

AKP Kapatılsın Yerine Halı Saha Açılsın !

Son zamanların en kıyak sivil toplum hareketi olan “Genç Siviller” yine döktürmüş… İşte bu hareketin “AKP KAPATILSIN, HALI SAHA YAPILSIN!” başlıklı muhteşem bildirisi (ne yazık ki kısaltılmış haliyle):“Tek Parti Olsun, Temiz Olsun”, “Düzgün bir demokrasimiz olamadı bari adam gibi bir totalitarizmimiz olsun”, “Daha da kötü bir Türkiye mümkün”, “Yeter artık olacaksa olsun şu darbe, CHP’nin duygularıyla oynamaya hakkınız yok” sloganlarıyla uzun ve geri dönülmez bir yola çıkmış olan Genç Siviller bu kritik süreçte yine üzerine düşen vazifeyi yerine getiriyor.

Ankara’daki istihbarat kaynaklarından “22 Temmuz’daki seçimi iptal edemezsek bari AKP’yi kapatalım” şeklinde konuşmalar yapıldığını öğrenen, kapatma davası ile ilgili ciddi ciddi bir dosya oluşturulduğunu duyan Genç Siviller tüm yurtta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve dış temsilciliklerde hazır ve nazır bulunan ispiyoncu genç sivillere haber saldı ve aşağıda bulunan AKP’yi sadece kapatmaya değil, üzerinden balyozlarla geçilip halı saha yaptırmaya yetecek kadar çok gerekçeyi topladı. Cumhuriyetin emanet edildiği şu çılgın gençler olarak biz vazifemizi yerine getirdik şimdi sıra kapatma dosyasını hazırlayan Cumhuriyet’in savcılarında.

İşte AKP’yi Kapatma Dosyasından Çarpıcı Gerekçeler (daha&helliip;)

Köşe Yazısı {Salih Tuna}

At kuyruklu şişko türkücü’ Çağlayan mitinginde “Çökertme”yi çığırıyor, kalabalık da hep bir ağızdan eşlik ediyordu. Sıra, “Arkadaşım İbram Çavuş ALLAH’ıma emanet”e geldiğinde, at kuyruklu şişko türkücü cüssesinden beklenmeyen çeviklikle öyle bir atıldı ki, olursa o kadar olur!

Miting ahalisi, “ALLAH’ıma” demeye kalmadan (“Alla” demiş; lakin, “hım’a” demeye fırsat bulamamıştı), at kuyruklu şişko türkücü ‘tuluatına’ başlamıştı: “Arkadaşım İbram Çavuş Mustafa Kemal’e emanet.” (daha&helliip;)

%d blogcu bunu beğendi: