içimdeki SEN gibi…

Archive for Temmuz, 2012

Bitkilerle Gelen Sağlık ve Güzellik Sırları

Görsel

Baş ağrısına bitkisel son
Başınız ağrıdığında hemen ağrı kesici ya da aspirin içmenize gerek yok. Bir bardak zencefil, papatya ve ıhlamur çayı kasları ve sinirleri gevşettir. Ağrıya sebep olan kimyasal maddelerin az salgılanmasını sağlar. Çayın tarifi şöyle: 1 tatlı kaşığı kıyılmış zencefil kökü, 1 tatlı kaşığı kuru papatya, 1 tatlı kaşığı ıhlamur karışımından yapacağınız çayı isterseniz bir kaşık balla tatlandırarak sıcak içebilirsiniz.
Rahatlayın…
Baş ağrısını hafifletmek için dayanabileceğiniz kadar sıcak suyu bir leğene koyun ve ayaklarınızı 15 dakika içinde tutun. Bu sırada buzlu suda bekletilmiş bir havlu ya da bezi başınızın ağrıyan kısmına koyun. Bu, ayak damarlarınızın sıcaktan genişlemesini ve kanın ayaklarınıza gitmesini sağlarken, soğuk bez de beyin damarlarınızın büzüşmesine ve daha az kanın gitmesine sebep loru. Ve ağrınızı hafifletir, sizi rahatlatır.

Bitkiler depresyona karşı!
Çok streslisiniz, hatta depresyonda da olabilirsiniz. Bir bardak bitki çayı sizi rahatlatacaktır. Papatya ve kedi nanesi çayı yapabilirsiniz. Bir tatlı kaşığı kuru papatya ile bir tatlı kaşığı kuru kedi nanesini bir bardak suda demlendirdikten sonra süzüp içebilirsiniz.
Lavanta kokladım biraz gevşedim
Rahatlamak için lavanta koklayın. Lavanta yağını bir mendile damlatın. Ara ara koklayın. (daha&helliip;)

Reklamlar

Pet Şişenin Zararları – 2

Görsel

LÜTFEN EŞİ, KIZ ARKADAŞI YA DA KIZI OLAN TÜM ARKADAŞLARIMIZA İLETELİM.

● Arabanızda bulunduracağınız plastik su şişesindeki su çok tehlikelidir.

● Plastik su şişeleri Sheryl Crow’un göğüs kanseri olmasının en büyük nedenidir.

● Plastik şişeler özellikle Avustralya’da yüksek sayıda görülen göğüs kanseri vakalarının en büyük nedenidir.

● Annesine çok yakında göğüs kanseri teşhisi konulan bir arkadaşımıza doktor şunu söyledi:
“Kadınlar arabalarda bırakılmış plastik su şişelerinden su içmemelidir”

● Doktor: Yüksek sıcaklık ve şişe plastiklerindeki belli kimyasallar göğüs kanserine neden olabilir.Lütfen dikkatli olun ve arabada bırakılmış plastik şişelerden su içmeyin!.. (daha&helliip;)

Pet Şişenin Zararları – 1

Görsel

Pet şişelerden kurtulun
AŞAĞIDA okuyacağınız satırlar pek hoşunuza gitmeyebilir.
Kendinizi kötü, hatta rahatsız hissedebilirsiniz.
“İyi de, ne yapacağız” diyebilirsiniz.
Çünkü ben de aynen sizin söylemeniz muhtemel bu cümleyi söyledim, aynen bu yazdıklarım gibi hissettim.
Yine de sizleri sevdiğim için, bunları yazmak zorundayım.
Önceki gün, bir yakınımın ameliyatı için, Türkiye’nin önemli hastanelerinden birindeydim.
Ameliyat sonrası, alanında Türkiye’nin değil, dünyanın en iyilerinden biri ve çok da eski dostum olan doktorumuz geldi.
Ameliyatla ilgili bilgi vermek üzere.
Konuşurken, önümdeki masada duran “pet” şişeyi alıp açtım ve bardağıma su doldurmaya başladım.
Profesör doktor uzandı. Elimden pet şişeyi aldı.
Suyu doldurduğum bardağı aldı.
Görevliyi çağırdı.
Pet şişeyi çöpe atmasını, bardağı da lavaboya boşaltmasını söyledi.
“Benim dolabımdan cam şişede bir su getirin” dedi. (daha&helliip;)

Arakan’da Bir Çocuk Öldü Az Önce ..

Görsel

Arakan’da bir çocuk öldü az önce/ Oğuz Düzgün

“Güçlü olan haklıdır” formülüyle özetlenebilecek zulüm felsefesinin vahşi volkanı Arakan’da tütüyor şimdi de…

Çocukları, kadınları, ihtiyarları içine alıp da yakan bir zulüm yangını, Myanmar’ın Rohingya Müslümanlarını kasıp kavuruyor nice zamandır.

Suriye’deki Müslüman kardeşlerimiz, en azından zulme karşı koyabilecek maddi güce sahipler ve kahramanca direnebiliyorlar özgürlük aşkına.

Ama Arakan Müslümanları o kadar da şanslı değiller. Bir medya illüzyonuyla, nice zamandır “barışçı ve iyiliksever” insanlar olarak tanıtılan Budistlerin gerçekleştirdiği zulüm içler acısı.

Şu da bir gerçek! O dehşetli zulümleri gerçekleştirenlerin, kendine göre bir ahlak sistemi olan Budizm inancıyla da hiçbir alakası yok aslında…

Açıkça söyleyelim ki, vicdanı olan hiçbir insanın gerçekleştiremeyeceği dehşetli zulümler yaşanıyor Arakan’da.

Myanmar’da uzunca seneler hükmeden dinsizlik ideolojisinin canavarlaştırdığı insan görünümlü varlıklar, dinsiz ve maddeci ideolojilerin nihai meyvelerinin ne olacağı konusunda da bir fikir veriyor bizlere.

Zulüm, kan, gözyaşı ve nefret kusuyorlar Deccal’in gönüllü askerleri gibi, Yecüc Mecüc orduları gibi dünyanın her tarafında…

Şimdi bu acı olaylar gerçekleştiği sırada, kendi başarılarımızın sevinciyle coşup sevinmenin zamanı da değil dostlarım.

Orada bir yerlerde, Arakan denilen, dünyanın nazarlarından uzak bir mekanda çocuklar öldürülüyor şimdi, kadınlara tecavüz ediliyor ve insanlar diri yakılıyor acımasızca…

Sadece Müslüman oldukları için, sadece Kur’an’a inandıkları için ve sadece Hz. Muhammed’i (SAV) peygamber kabul ettikleri için aç bırakılıyorlar, sürgün ediliyorlar ve yakılıyorlar hunharca.

Aşağıdaki söz yalan değilse ve bir gerçeği ifade ediyorsa eğer, elbette bizler çok yanlış bir yoldayız kardeşlerim:

“Müminin mümine karşı durumu, bir parçası, diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.”

Buhari ve Müslim gibi sahih hadis kitaplarında geçen bu hadis-i şerif asla yanlış olamayacağına göre, yanlışlık bizde demektir.

Şu mübarek Ramazan ayında bile kardeşlerimiz katledilmeye devam ediyorsa eğer ve biz vücudumuzun bir parçası olan kardeşlerimizi korumak için pervaneler gibi tutuşmuyorsak, oruçlarımız basit bir açlıktan öteye gidememiş demektir.
Asıl orucu Rohingyalı Müslüman kardeşlerimizin tüm hücreleriyle, canlarıyla, kanlarıyla tuttuklarını en azından bir baş ağrısı, bir yürek sızısı olarak hissedemiyorsak eğer hiç güvenmeyelim ibadetlerimize, okumalarımıza, kalabalık teravih namazlarımıza…

Bir şey yapamıyorsak o kardeşlerimiz için, rahat uyuyabiliyorsak onların inim inim inlediği o gece vakitlerinde, Müslümanız Elhamdülillah deyişimizin de bizlere yüklediği o sorumluluğun farkında değiliz demektir.

Bütün Müslüman kardeşlerimizi, bütün cemaatleri, bütün tarikat mensuplarını bu meseleyi gündemde tutmaya, hem de en kuvvetli bir haykırışla gündemde tutmaya çağırmalıyız her fırsatta.

Rohingya Müslümanları için ortaya konulacak geçici çözümler de bu acıları dindirmeye yetmeyecektir. Bütün Müslümanlar olarak kesin bir huzura kavuşturmak zorundayız kardeşlerimizin acısını.

Myanmar (Burma), Arakanlı Müslüman kardeşlerimizin öz vatanıdır artık. Onların kendi öz vatanlarından kaçmaları da onların kurtuluşları anlamına gelemez hiçbir zaman.

Tüm dünyanın gözleri önünde acımasızca öldürülen yüz binlerce mazlumun katilleri soykırım suçlusu ilan edilmelidir ve dünya ülkelerinin gözetiminde yargılanmalıdırlar öncelikle.

Her insan gibi insan olan bu mazlum insanların, kendilerinden gasp edilmiş bütün hakları da onlara hemen geri verilmelidir.

Normal insanlar gibi iş sahibi olabilmeliler ve özgürce yaşayabilmeliler kendi topraklarında.

Soyları tükenmesin diye korumaya alınmış balinalar, kaplumbağalar ya da kelebek türleri kadar değerleri yok mudur bu insanların?

Bizim vurdumduymazlığımız, Müslüman kanını ve hukukunu öylesine ucuzlatıyor ki, her önüne gelen Müslümanlara zulmetmek için fırsat kolluyor dünyada.

Bu zulümlerin gerekçesi ise hiç bir zaman İslamofobi (İslam korkusu) gibi suni gerekçeler olamaz.

Çünkü dünyanın hiçbir bölgesinde olmadığı kadar, Arakanlı çocuklar korku içinde hal-i hazırda… Rahatça öldürülebilen, yakılabilen ya da tecavüz edilebilen insanlardan kim neden korksun ki?

Bu açık bir İslam nefretidir. Burma’da yaşananlar apaçık bir anti-İslamizm, hatta anti-insanizm örneğidir aslında.

Devletimiz, Burma Müslümanlarının da hamisi olmalıdır. Devlet yöneticilerimiz Myanmar’da yaşanan bu ağır zulmü durdurmak adına, tüm dünyayı harekete geçmeye çağırmalıdır acil olarak.

Tüm dünya görmeli Müslüman kanının o kadar da ucuz olmadığını. Tüm dünya vazgeçmeli Müslümanlara yapılan zulümlere karşı sessiz kalmaktan.

Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları, bütün cemaatlerin ve dünya üzerindeki hakkın gücüne inanan bütün milletlerin katılımıyla acil bir ARAKAN KONFERANSI düzenlemelidir İstanbul’da.

Turistlerin akın ettiği bütün bölgelerimizde belediyelerimiz, STK’larımız, gönüllü insanlarımız Arakan’da yaşanan zulmü anlatan afişlerle doldurmalı her yeri…

Camilerimizde, televizyonlarımızda, internet sitelerimizde bu insanlık dışı zulmün iğrençliği olabildiğince güçlü bir şekilde anlatılmalı dünyaya.

Bütün bu acı olaylar, Müslümanların birlik olmasının zorunluluğunu bir kere daha kanıtladı bizlere.

Birlik olmaktan, zulme karşı birlikte mücadele etmekten başka hiçbir çaremizin olmadığı o kadar açık ki artık!

Ülkemizdeki bütün cemaat mensupları, bütün siyasi partiler, bütün STK’lar hiç vakit kaybetmeden birlik içinde ARAKAN zulmüne karşı seslerini yükseltmelidirler.

Birlik olmaktan başka hiçbir yolumuz olmadığını hala daha anlamayacak mıyız? Bölünmüşlük ve dağınıklığımızın bizi yok etmek isteyen canavarların iştahını nasıl da kabarttığını görmeyecek miyiz hâla?

Arakan denilen bir yerde, çocuklar aç bırakılmış, kadınlar tecavüze uğramış, erkekler yakılmış ve bizler de sessiz kalmışsak eğer, hangi iftarın, hangi sahurun ya da hangi Ramazan’ın huzurundan bahsedebiliriz ki?

Bediüzzaman gibi bütün yüreğimizle “ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM” diye haykırmalı ve zulmü durdurmak için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız bu günlerde.

O vahşeti, Arakanlı Müslümanlara layık gören zulüm zihniyeti susturulmazsa eğer, acının bir gün bize de dokunacağından nasıl emin olabilirsiniz?

Arakan’da az önce öldürülen o çocuğun acısını yüreğimizde hissedebildiysek eğer, zulme karşı elimizden geldiğince mücadele etmekten başka hiçbir yol bizi sorumluluktan kurtaramaz.

Kendimizi kandırmayacak, ne yapabiliyorsak yapacağız ve bu zulmü durduracağız! Manevi sorumluluktan kurtulmanın başka da bir yolu yok kardeşlerim.

Burma’daki Katliama Sessiz KAlmayalım !!

Görsel

Burma’da (Myanmar) Müslümanlar Katlediliyor __PAYLAŞ__

Diyanet İşleri Başkanlığı, Burma’da Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddetin durdurulması için uluslararası kuruluş ve örgütlere çağrıda bulundu. http://www.aa.com.tr/tr/turkiye/64713–diyanet-ten-arakanli-muslumanlar-icin-cagri

48 milyon nüfusu bulunan Burma’nın (yeni adıyla Myanmar’ın) %15’ini Müslümanlar oluşturmaktadır. Geri kalan nüfusun büyük bir çoğunluğu Budisttir. Müslümanlar, ülkenin Arakan adlı bölgesinde yaşamaktadırlar.

Petrol ve doğal gaz açısından bölgenin en zengin toprakları olan Arakan’da 1430 yılında bir İslam devleti kuruldu. Bu devlet 350 yıl varlığını korudu. Ancak bu dönemin sonunda Budistler Arakan’ı işgal ederek İslam devletini ortadan kaldırdılar.

1783 yılında Müslümanların siyasi iktidarı kaybetmelerinden hemen sonra Burmalı Budistler, Müslümanları ezmeye, fiziksel olarak imha etmeye yönelik bir politika uyguladılar.

20. yüzyılda Müslüman karşıtı kampanya hızlandı ve 100.000 Müslümanın ölümüyle sonuçlanan 1942’deki Arakan katliamı gerçekleşti. Bu katliamda yüz binlerce kişi de sakat kalmış ya da topraklarından göç etmek zorunda bırakılmıştı.

Güneydoğu Asya ülkesi Burma’da Müslümanlar soykırım tehdidiyle karşı karşıya. Onlarca yıldır cunta yönetiminin kışkırttığı Budist çetelerce katledilen Müslümanlar, şimdi de ülkelerinden toplu halde sürgün edilmek isteniyor
İnsani Yardım Vakfı İHH’nın raporuna göre, Burma’daki son olaylarda binin üzerinde Müslüman öldü, 90 binden fazlası ise evsiz kaldı. Eğer İslam dünyası harekete geçmezse 4 milyon Müslüman daha yakında ölüme gönderilecek..

Müslüman Halkın seçtiği vekillerinin Müslüman ise Müslüman kardeşlerinin bu katliamına sessiz kalmamalı.
Mutlaka Dünya gündemine taşımalı bir çözüm üretmeli..

GÜNDEM OLUŞMASI İÇİN LÜTFEN PAYLAŞALIM

http://www.haberciniz.biz/myanmarda-muslumanlar-katlediliyor-1542260h.htm

http://www.sabah.com.tr/Dunya/2012/07/18/muslumanlar-evlerinden-cikamiyor

http://www.timeturk.com/tr/2012/07/19/burma-da-demokrasi-ve-katliam.html

%d blogcu bunu beğendi: