içimdeki SEN gibi…

Archive for the ‘Soru-Cevap’ Category

Cehenneme Giriş

İnkar edenler, cehenneme bölük bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cehennemin) bekçileri dedi ki: “Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugünle karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?” Onlar: “Evet” dediler. Ancak azab kelimesi kafirlerin üzerine hak oldu. Dediler ki: “İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından (içeri) girin. Büyüklüğe kapılanların konaklama yeri ne kötüdür.” (Zümer Suresi, 71-72)

Cehennemin Kapıları, Karşılanma, Cehennemin Katları

Sonuçta cehennemin kapısına varırlar. Cehennemin kapıları ise, her bir kafir grubu için özel olarak var edilmiştir. İnsanlar Allah’a karşı isyanlarının şiddetine göre sınıflara ayrılmışlardır. Cehennemde de, Kuran’da belirtilen konumlarına ve kazandıkları günahlara göre farklı azap tabakalarına yerleştirilirler. Bir ayette şöyle denir:

(Allah) diyecek: “Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin.” Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: “Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver diyecekler. (Allah da:) “Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz” diyecek. (Araf Suresi, 38)
(daha&helliip;)

Dualar Neden Kabul Olmaz?

Ibrahim bin Edhem bir gun Basra carsisinda gezerken halk basina
toplandi ve “Bana duâ edin icabet edeyim” meâlindeki âyet-i celileyi
sordular ve: “Biz Allah’a dua ediyoruz. Fakat mustecap olmuyor. Acaba
neden?” diye yakindilar.

Dedi ki: (daha&helliip;)

Kralın Resmi

Kralın Resmi

Zamanın birinde büyük toprakların hakimi güçlü bir kral, ülkesinde yaşayan bir bilgenin halk arasında kendinden daha çok itibar gördüğünü işitir. Bu durum çok gücüne giden kral, bilgeyi huzuruna çağırtır. Gayesi onu sınamak ve eğer gerçekten bu itibarı halketmiyorsa, halk içinde onu mahçup ederek gözden düşmesini sağlamaktır. Bilge kralın huzuruna çıkartılır. Kral bilgeye kendisine bir sorusu olduğunu söyler ve soruyu sorar: (daha&helliip;)

Tövbe İle İlgili Tüm Bilinmeyenler

dua1714fx3.jpgİnsanlık hâli bir günah işleyince ne yapmak gerekir?
Tevbe istiğfar nasıl yapılır
Sıkıntıdan kurtulmak için
Günahı küçük görmek
Dedikodu
İyi amelin önemi
Büyük günah işleyen kimse, tevbeden başka ne yapması gerekir?
Yetmiş istiğfar
Tevbem kabul oldu mu?
Son nefeste tevbe
Çok günah işleyen biri, Allah’ın sevgili kulu olabilir mi?
BUYRUN 😉
(daha&helliip;)

Kalu Bela’daki Anlaşmamız..

Misak, yani kalu beladaki “anlaşma” ne demektir

Misak, yani kalu beladaki “anlaşma” ne demektir? Ruhlar âlemindeyken Allah’a verdiğimiz sözü, niçin hatırlamıyoruz. Bu sözü hatırlamayışımız, bizi sorumluluktan kurtarır mı?

Tefsir alimlerinin büyük çoğunluğu, A’raf Sûresi, 172. Ayeti esas alarak, misakın ana rahminde başladığını, bu soru ve cevabın bedene ruh ilka edilme safhasında gerçekleştiğini ifade ederler.

Allah’ın zamandan münezzeh olduğu dikkate alındığında bu mânâyı kavramak kolay olur. Değişik zamanlarda yaratılan insanlar, birbirlerine göre önce ve sonra gelmiş olsalar bile, Allah’ın ezelî ilminde hepsi hazırdırlar ve bu soruya birlikte muhatap olmuşlardır.

Misakta “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuyla insanların dikkatleri kendilerinde icra edilen İlâhî terbiyeye çekilmiş ve insan olarak terbiye gören bu bahtiyar kulların Allah’ın bu ihsanına karşı Ona iman ve ibadet etmeleri gerektiği ders verilmiştir. Misak üzerinde tartışmalara girerek bu temel mesajı unutmak doğru olmaz.

*** Misak; “güçlendirme, anlaşma, sözleşme,” gibi mânâlara geliyor. Ve “misak-i ezelî,” Cenâbı Hakk’ın “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna, ruhların “Evet, sen bizim Rabbimizsin.” diye cevap vermeleriyle tahakkuk etmiş oluyor.

Tefsir âlimlerimiz ruhlara yapılan bu hitabın “kelamî” olmadığında yani Kur’an ve diğer semavî kitaplarda olduğu gibi bir hitap olmadığında ittifak etmişlerdir. Elmalılı Hamdi efendi, bunun, meleklere verilen emirler gibi olduğunu ve “kelam-ı lâfzi” ile olmadığını vurgular ve şöyle buyurur: “Bunda (da) mânâ-yı marufiyle (bizim anladığımız mânâda) bir işhad (şahit tutmak) ve sual ü cevap (soru ve cevap), hakiki mânâsıyla bir mukavele düşünmek lazım değildir.” (daha&helliip;)

Söylenmesi Caiz Olmayan Sözler

Söylenmesi caiz olmayan sözler

Sual: Bir alet çalışmayınca veya bozulunca azizlik etti deniyor. Böyle söylemek uygun mudur?
CEVAP
Hıristiyan din adamları kastedilerek (papazlık etti) anlamında (azizlik etti) diyenler varsa da, yine uygun değildir. Çünkü dinimizde aziz; izzetli, şerefli, değerli, evliya gibi anlamlara gelir. Bozulunca şerefli bir iş yaptı denmez.

Sual:
(Anladıysam Arap olayım) demek küfür mü?
CEVAP
Eğer niyeti, Arabı, Peygamber efendimizi kötülemek ise küfür olur.

Sual: Müslüman oldum. Hıristiyan ana babam, çocuğumu vaftiz yaptıracak. Müsaade etmem caiz mi?
CEVAP
Müsaade edilmemeli. Sizden habersiz yapılırsa siz mesul olmazsınız.

Sual:
Yedinci kattan düştü. Mucize olarak kurtuldu demek caiz mi?
CEVAP
Hayır. Çünkü mucize sadece peygamberlerde görülür, çocuğa peygamber denmiş olur.

Sual:
Günahkâra veya kâfire, (Günah keçisi) demek caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Sual:
Ana babam hıristiyandır. (Rabbenağfirli velivalideyye…) âyetini okumam caiz mi?
CEVAP
Namazda zammı sure olarak caiz, dua olarak caiz değildir.

Sual:
(Allah bana kulum demesin) diyerek yemin küfür olur mu?
CEVAP
Çok tehlikelidir, sakınmak gerekir.

Sual:
(Haram ama seviyorum) demek küfür olur mu?
CEVAP
Haram olur.

Sual:
(Allah yazdıysa bozsun) demek caiz mi?
CEVAP
Hayır. Dua niyetiyle söylemek caizdir.

Sual:
Kâfire, istemeyerek sayın anlamında hazretleri demek küfür olur mu?
CEVAP
Olmaz. Tazim için olursa küfür olur. (daha&helliip;)

hz.Adem ve hz.Havva’nın Çocukları Neden Evlenmiş?

Hz adem ve havva nın çocukları neden evlenmiş.yani kardeş kardeşe nasıl nikah kıyılmış.bu mümkün müdür.böyle birşey varmıdır.bundan kardeşlere nikah düşer bunu mu çıkartmalıyız.?lütfen yardımcı olunuz.dinimizde böyle birşey varmıdır?

19-Eylül-2006 – 12:12:18

 Cevabımız

Değerli Kardeşimiz;

İnsanlar Hz. Âdem’le Hz. Havva’dan doğarak çoğalmışlardır. Havva anamız hep ikiz doğum yapıyordu. Bunlardan birisi erkek, diğeri de kızdı. Hz. Âdem, aynı anda doğan ikizleri, bir önce veya bir sonra doğan ikizlerle evlendiriyordu. Habil’le beraber doğan kız çırkın, Kabil’le birlikte doğan kız ise güzeldi. Bu durumda Hz. Âdem, Habil’in, Kabil’le beraber doğan kızla, Kabil’in de Habil’le beraber doğan kızla evlenmesini istedi. Fakat Kabil buna razı olmadı, kendisiyle doğan güzel kızı Habil’e vermek istemeyerek kendisi almak istedi. (daha&helliip;)

%d blogcu bunu beğendi: