içimdeki SEN gibi…

Archive for the ‘İlginç Olaylar’ Category

Madagaskar’da Ölüm

Madagaskar’da Ölüm

Kayıp Kıta adı verilen Madagaskar topraklarındayız. Milyonlarca yıl önce Afrika’dan kopup ayrılmış dünyanın dördüncü büyük adasını oluşturan, aynı zamanda dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan; doğası, insanları, coğrafyası, yaşayış biçimleri ve inanışlarıyla, dünyadan soyutlanmış bu ülkedeki en renkli olaylardan biri de ölüm.

Nüfusu 20 milyon civarındaki bu ada ülkede, kökleri Borneo, Endonezya ve Komor Adaları’ndan, Hindistan, Pakistan, Çin ve Afrika’nın doğu kıyılarından gelip birbirleriyle karışarak ortaya çıkmış bir ulusu oluşturan kuzeyden güneye 18 değişik etnik grup yaşıyor. Nüfusun % 42’si Katolik ve Protestan Hıristiyanlardan, % 8‘i Müslümanlardan, geri kalan kesimi de atalardan gelen geleneksel inanışın ağırlıkta olduğu animistlerden oluşuyor. Büyük çoğunluğunu oluşturan geleneksel inancı benimsemiş kabilelerin en önemli ortak özelliklerinden biri ölüm ritüelleri. Bizlere çok değişik, yabancı ve korkunç gelen bu ritüelde ölüm olayı ile yaşamını yitiren kişinin ölü kimliği adeta taçlandırılmış. Bu ritüelin yakın benzerleri Borneo, Bali gibi adalarda ve Batı Afrika’nın ünlü kabilelerinden Bantular’da görülüyor. (daha&helliip;)

Şubat Neden 29 Gündür?

Julius Sezar döneminden önce, Şubat ayı 31 gündü.  Sezar M.Ö. 63 yılında mevcut Gregoryen takvim sistemi üzerinde gerçekleştirdiği yenilenme, yaptığı en etkili ve uzun soluklu reformlardan biri olarak tarihe geçti.

Julius Sezar, takvimdeki karışıklıkları çözmesi için Mısırlı astronomi bilgini Sosigenese emir veriyor. o zamanlarda 1 yılın 365 gün 6 saat sürdüğü biliniyor.

Sosigenes de çözüyor :
HER YIL 365 GÜN ÇEKECEK.
HER YILDAN 6 SAAT ARTACAK.
ARTAN SAATLER 4 YILDA BİR TAKVİME EKLENECEK VE O YIL 365 + 24 SAAT = 366 GÜN OLACAK.

(daha&helliip;)

Gargat (Ghargad) Ağacı, Hadis-i Şerif ve Yahudiler

Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından izleyen, başta İsrail olmak üzere bölge ülkelerine sık sık gelip giden ve bu coğrafyanın tarihsel sürecine ilişkin çok sayıda yayını bulunan tarih profesörü bir dostum bana önceki gün; “Yahudiler İsrail’de en çok hangi ağacı dikiyorlar ve bunun sebebi nedir biliyor musunuz?” diye sordu

Kendisine, özellikle tarım konusunda İsraillilerin dünyanın en önemli araştırmalarına imza attıklarını biliyorum ama bir ağaca karşı özel ilgileri olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değilim dedim İsrail’e de şimdiye kadar hiç gitmediğimi söyledim Kısacası sorunun cevabı bende yoktu

Verdiği cevap çok ilginç oldu Yahudilerin İsrail’de en çok diktikleri ağacın gargat ağacı olduğunu, bunun nedeninin ise bir hadis- i şeriften kaynaklandığını söyledi “Yahudiler hadis-i şeriflere itibar ediyorlar mı ki” dedim Etmiyorlar ama yine de içleri rahat değil Tedbiren de olsa yine de bu ağacı dikmekten geri kalmıyorlar dedi Sonra Peygamber Efendimizin konuyla ilgili bir hadis-i şerifini okudu (daha&helliip;)

SULTAN, EN KESKİN ZEKALI FiLOZOFLARDAN BİRİDİR…

 

SULTAN, EN KESKİN ZEKALI FiLOZOFLARDAN BİRİDİR…

KESİN KONUŞUR, KİMSEDEN ÇE-KİNMEZ, ZEVK VE SAFADAN UZAKTIR.

Feth-i Mübin için batılıların düşünceleri, Fatih’in kişiliği ve Bir çağ’ın kapanıp bir çağ’ın açılması.

Konstantiniyye’nin Fethi’nde başarı  te’min  eden hususlardan başlıcası, Türk ordusunun üstünlüğü ve Fatih’in askeri keşifleri ve dehasıdır. R.Sedillot diyor ki: “Ortaçağ’a nihayet veren Türkler, yeni bir harp tekniği ortaya koyarak bundan faydalandılar… “Bizans’ın Fethinde kullanılan uçan alev füzeleri, ilk defa Türkler tarafından Bizans’a karşı kullanılmıştır. Fatih’in Bizans’ın fethinde sonderece gelişmiş savaş teknolojisi kullandığı bilinmektedir. Türk düşmanlığı ile tanınan Fransız bilgin Güstav Şlomberje diyor ki: (daha&helliip;)

Fethi Mûbin 29 Mayıs 1453(-2-)

 

HÜNKARIM, KONSTANTİNİYYE’NİN FETHİ ŞU BİZİM KÖSEYLE, SİZİN BEŞİKTE UYUYAN MAHDUM MUHAMMED’E NASİP  OLACAKTIR

Feth-i Mübin’in manevi fatihi ve fetih esnasından bir not.

Fatih’in babası olan II.Murat Han’ın da gönlünde Konstantiniyye’nin fethi yatmaktadır. Bu ideali uğruna zaman zaman teşebbüslerde de bulunmuştur. Zamanın büyük velilerinden olan Hacı Bektaşi Veli’nin sarayda bulunduğu bir gün, Hacı Bektaş’i Veli’ye şu suali sormuştur:

-Ne dersiniz, Konstantiniyye’ nin fethi bize müyesser olur mu?

Yoksa bu çalışmalarımız boşa mı gider. Hacı Bektaşı Veli:

-Hünkarım, Konstantiniyye’ nin fethi şu bizim köseyle, sizin, beşikte uyuyan Mahdum Muhammed’e nasip olacaktır… Hacı Bayram’ın bu cevabı Akşemseddin’i uyandırmıştır. Bu cevap Akşemseddin’in aklından hiç çıkmaz.

Fatih tahta çıktığı andan itibaren Feth-i Mübin-i düşünür. Bunun için, zahir-i ve batın-i ilimlerle meşgul olan bütün alimleri sarayında toplantıya çağırır. Feth-i Mübin-i bu ulema ile istişare eder. Genel kanaat Feth-i Mübin’in Hz.Mehdi (Aleyhisselam)’ a nasip olacağıdır, bu yüzden Konstantiniyye’nin Feth-i ile ilgili boşuna çalışmalar yapılmamalıdır. Bu meclisde bulunan Akşemseddin’in, yıllar önce Üstad’ının sözleri kulaklarını çınlatır. Der ki: (daha&helliip;)

29 Mayıs 1453 fethi Mübin

29 Mayıs 1453

 

İstanbul’un Fethi

KONSTANTİNİYYE ELBETTE FETH EDİLECEKTİR,

O’NU FETH EDEN KUMANDAN NE GÜZEL KUMANDAN,

O’NUN ASKERİ NE GÜZEL ASKER

KONSTANTİNİYYE’NİN İÇİNDE TÜRK SARIĞI GÖRMEK,

LATİN SERPUŞU GÖRMEKTEN EVLADIR

Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) anlatıyor: “Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: “Dünyanın ömründen bir tek gün bile kalmış olsa, Ehl-i Beyt’imden bir adam melik oluncaya ve Deylem dağına ve Konstantiniyye’ye (istanbul’a) malik oluncaya kadar Allah (Celle Cellalühu) o günü uzatacaktır.”

“Konstantiniyye elbette feth edilecektir, O�nu feth eden kumandan ne güzel kumandan, O�nun askeri ne güzel asker.” Hadis-i Şerif’ine mazhar olabilmek için bir çok defalar muhasara edildi fakat hiç birinde İstanbul feth edilemedi.. Bu muhasaraların başında, Hulefai Raşidin döneminde içinde ünlü sahabe Halid bin Zeyd (Radıyallahu Anh)’in de bulunduğu İslam ordusu, İstanbul surlarının önüne kadar gelmesine rağmen uzun süre de muhasaraya edildi fakat muvaffak olunamadı ve geri dönüldü. Bu muhasara esnasında Halid bin Zeyd (Radıyallahu Anh)’in hastalanarak şehit olduğu bildirilmiştir. (daha&helliip;)

Cumhuriyet Mitinglerinin gerçek amacı ne?

[Cumhuriyet Mitinglerinin gerçek amacı ne?] Tehlikede olan laiklik değil, elitlerin iktidarı (I)

12 Eylül 1980 öncesinde “din elden gidiyor” sloganıyla Müslüman kitle korkutulmak isteniyordu. Amaç, söz konusu kesimleri sola karşı seferber etmekti.

 

Şimdilerdeyse “laiklik elden gidiyor” sloganı revaçta ve bu sefer de Türkiye’deki rejimin laik olduğunu sananlar korkutuluyor. Korkutulanlar farklı; ama korkutanlar aynı… Nasıl 1980 öncesinde ‘dinin elden gitmesi’ asla mümkün değil idiyse, bugün de laikliğin elden gitmesi diye bir şey yok. Eğer öyleyse orduyu açık veya örtülü darbe yapmaya çağıran şu ‘Cumhuriyet Mitingleri’, darbe söylentileri, e-darbe uyarıları ne anlama geliyor? Ve eğer ‘laikliğin elden gitmesi söylemi bir kuruntudan ibaretse, gerçekten elden gitmesinden korkulan nedir? (daha&helliip;)

%d blogcu bunu beğendi: