içimdeki SEN gibi…

Aşure Günü…

Muharrem Ayı ve Aşure Günü … (Bugün 10 Muharrem 1428)

Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem
ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer
günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin
ikinci âyeti olan \”On geceye yemin olsun\” ifâdelerinin tefsirinden
öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem\’in Âşurasine kadar geçen gece
olduğu beyan edilmektedir.(1)
Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini
bildirmektedir.
Bugüne \”Âşura\” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği
içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin
hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği
içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa\’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi
yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.

2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur
.
4. Hz. Âdem\’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud\’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim\’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub\’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf\’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o
gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe\’nın belirttiğine göre, Kabe\’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde
değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve
gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde
ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır
hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri,
edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura
Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı.
Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine\’ye hicret buyurduktan
sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
\”Bu ne orucudur?\” diye sordu.
Yahudiler, \”Bugün Allah\’ın Musa\’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun\’u
boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur\” dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, \”Biz, Musa\’nın sünnetini
ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz\” buyurdu ve o gün oruç tuttu,
tutulmasını da emretti.(3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren
mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında
İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç
tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
\”Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü.
Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine\’ye hicret edince bu orucu
devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca
kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen
bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı.\” \’Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri
vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı,
bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. \”İsteyen tutar, isteyen
terk edebilir\” buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış
oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:
\”Ramazan\’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?\”
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, \”Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o,
Allah\’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin
tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir\” buyurdu.(5)
Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
\”Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin
günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum.\”(6)
\”Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah\’ın ayı olan Muharrem ayında
tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini
ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, \”Muharrem ayı Hicrî senenin
başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel
olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir\” demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek
için, Muharrem\’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması
tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan,
aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de
yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine,
akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri
hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa,
Peygamberimiz, mü\’minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok
ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: \”Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına
ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve
genişlik ihsan eder.\”(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler,
kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete
girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram
eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de
görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem\’ine ait 10. gününde Hazret-i İmam
Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından
Kerbelâ\’da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi
Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden
Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i
Hüseyin\’i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.
Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah\’ın da
zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur.
Kader hükme boyun eğen her mü\’min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve
soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez.
Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu
bir \”yas merasimi\” haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına
aykırıdır.

1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savın: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
8) İhyâ, 1:238
9) et-Tergîb ve\’l-Terhİb, 2:116.

                                                            Umut Fm

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: