içimdeki SEN gibi…

hapishaneFilistinli tutuklular belki en çok nerede olduklarını merak ediyorlar. Gözlerindeki bağ çözülür çözülmez etrafa haykırdıkları ilk soru “Neredeyim?” oluyor. İsrailli yetkili, hücrenin sigara genişliğindeki deliğinden şöyle cevap veriyor: “Ay’dasın”. Tutukluların sorusuna kimi zaman da “Honolulu’dasın”, “bir denizaltıdasın” veya “İsrail sınırları dışındasın” şeklinde karşılık veriliyor.

Hapishanenin yeri dış dünyaca da malum değildir. İsrail’in uydu fotoğraflarından ve haritalarından silinmiş, yerini gösteren polis karakolu ve oraya götüren yol kazınarak yerleri boş bırakılmıştır. Sansür görevlileri, İsrail medyasında onunla ilgili tüm haber ve atıfları ortadan kaldırmaya çalışmışlardır.

Böylece uzun yıllar, onyıllar boyunca gizli tutulabilen İsrail hapishanesi nihayet 2003 yılında ifşa edilebildi.

İsrailli tarihçi Gad Kroizer’in 1930’lara ait Filistin haritaları üzerindeki çalışması, gizli bir hapishanenin yanı sıra, “kaybolan” Filistinliler’in de yerinin anlaşılmasını sağladı. Kroizer, İngilizlerin inşa ettiği 62 adet polis karakolundan bazılarının İsrail’in yeni haritalarında bulunmadığını farketti; bunu kamuoyuna açıkladı ve tabiî İsrail makamlarından tepki aldı.

Bundan sonraki deşifre sürecinde, Filistinlilerin davalarına bakan İsrailli avukat Leah Tsemel ve insan hakları örgütü Hamoked’in çabaları büyük rol oynadı.

Jonathan Cook’un Le Monde Diplomatique’de ve Chris McGreal’in The Guardian’da yayınlanan yazılarıyla olay 2003 yılında dünya gündemine taşındı. Fakat, tahmin edilebileceği gibi, ABD’nin büyük yayın kuruluşlarından rağbet görmedi ve âdetâ unutulmaya terkedildi.

İngilizlerden miras kalmış gizli hapishane, diğerleri gibi sadece bir numarayı gösteren tabelasıyla ayırt edilebiliyordu: 1391 No’lu Tesis. Bugün bu tabelanın da kaldırıldığı bildirilmektedir.

1391 No’lu Tesis, İsrail’in kuzeyinde Hadire ve Afula kasabaları arasındaki ana yola yakın bir askeri istihbarat üssünün içinde yer alır. [/b]İngiliz mühendislerin yeterince sağlam bir kale tarzında inşa ettiği bina, bugün kalın beton duvarlar, demir kapılar ve bunları da çevreleyen çifte parmaklıklar arkasına gizlenmiştir. Yüksek gözetleme kuleleri ve devriye gezen polis köpekleri, izolasyonu takviye eder.

İçerisi ise, İsrail devletinin Orwellyen mânâda yok etmeye karar verdiği insanlar için hazırlanmış bir cehennemdir. Dış dünyaya tamamen kapalı ve vaktin gündüz mü, gece mi olduğunu bilemeyecek kadar yalıtılmış hücreler, iki metrekareyi geçmez. Penceresi yoktur, duvarlar siyaha veya kırmızıya boyalıdır. Yukarıdan küçük bir ampulün son derece zayıf ışığı 24 saat hücreye vursa da, tutuklular kendi ellerini dahi göremeyecek kadar karanlıktadırlar.

Yerde iğrenç kokan bir şilte, yatak vazifesi görmektedir. Birkaç günde bir ancak değiştirilen bir kova, tuvalet olarak kullanılır. Tutukluların asla göremediği görevlilerce açılıp kapatılan bir musluktan su ihtiyacı giderilir. Sürekli ve aşırı bir gürültü uyku uyuma fırsatı vermez; havalandırma tertibatı ise tutukluları üşütecek şekilde ayarlanmıştır.

Fakat Filistinli tutuklular, psikolojik işkence amaçlı bütün bu muamelenin yanı sıra 1391 No’lu Tesis’te çok ağır fiziki işkencelere de maruz kalmaktadırlar. Eziyet verici pozisyonlarda kelepçeli olarak uzun süre oturtulma, dayak ve tecavüz buradaki en yaygın işkence yöntemlerindendir.

1391 No’lu Tesis, “İsrail’in Guantanamosu” diye adlandırılsa da ondan daha korkunç bir yerdir. Zira burası bir “kara delik” mesabesindedir. Bir tutuklunun 1391 No’lu Tesis’te olduğundan hiçkimsenin haberi olmaz. Ne bir avukat veya görevliyi, ne de başka bir tutukluyu veya ailesinden birini görme imkanı yoktur; mutlak tecrit altındadır.

Guantanamo’daki X-Ray Kampı’nın yeri belliyken İsrail gizli hapishanesinin varlığı dahi meçhuldür. Uluslararası Kızılhaç Örgütü veya başka bir kuruluş tarafından denetlenebilmiş değildir. İçinde olup bitenler, İsrail ordusundaki birkaç yetkili hariç dış dünya için bir sırdır; hatta İsrail hükümetinin adalet bakanları yakın zamana kadar buranın varlığından haberdar değildi.

1391 No’lu Tesis’teki tutukluların, uzaktan olsun, çekilmiş bir fotoğrafları yoktur. İçinde kaç tane tutuklu vardır, kaç tanesi sağ, kaç tanesi orada can vermiştir, bilinmez.

Hamoked’in İsrail Yüksek Mahkemesi nezdinde başlattığı girişimler olumlu sonuç vermedi ve gizli hapishanenin kapatılması sağlanamadı. Öte yandan, buradan sağ kurtulan birkaç tutuklunun ifadelerinden, duydukları seslerden yola çıkılarak yapılan yorumlar, İsrail’de böyle birden fazla gizli hapishanenin var olduğuna işaret etmektedir.

ABD’nin dünya üzerine yayılmış gizli hapishaneleri tartışılırken, geçtiğimiz haftalarda Kuzey Irak’ta benzeri bir hapishane ortaya çıkarıldı. Türkiye yıllardır F Tipi cezaevleri sorununa insanca bir çözüm getiremedi.

Henri Charriere, “Kelebek” adıyla kitaplaştırdığı hatıratında Fransız Guyanası’ndaki Şeytan Adası hapishanesini anlatmıştı. Kelebek daha sonra Steve McQueen ve Dustin Hoffman’ın usta oyunculuklarıyla beyaz perdeye aktarılmıştı.

Şeytan Adası’ndaki Fransız hapishanesi 1952’de tamamen kapatıldı.
Ama görünen o ki, bizler bugün yeri dahi belli olmayan sayısız yeni Şeytan Adası’nın, hem de daha fecilerinin var olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Mesut Karaşahan

Reklamlar

Comments on: "1391 No’lu Tesis Nedir Biliyor Musunuz ?" (4)

  1. Müslümanlarin iç hastaliklari
    bebek ölüsü fotograflarina aglamaktan bikmadik mi?

    bütün suçu Israil ve ABD’de arayarak aslinda kendimizi gerilige mahkum ediyoruz. Bugün Irak’ta ve baska yerlerde yasanan zulümler bir sebep degil sonuçtur. Kur’an’in hükümlerine aykiri sekilde savasan, sivil öldüren, intihar eden müslümanlar bu zulümü bir kimlik gibi benimsediler. Muzaffer degil mazlum bir toplum olduk. Bugün israil, yarin rusya öbürgün çin saldiracak bize.

    Bu makaleyi bütün din kardeslerime öneriyorum :

    http://www.derindusunce.org/2007/05/19/muslumanlarin-ic-hastaliklari-ve-neo-cahiliyye-devrinin-sonu/

  2. çok gereksiz ayrıntı var.Aramak istediğimizi bile bulamadık biraz daha az ve öz metin kullanırsanız iyi olur okur açısından.

  3. büşra said:

    bizim aradığımız cevap yok

  4. MALATYALI eyüp said:

    insanlığımızdan utanmalıyız

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: