içimdeki SEN gibi…

Ercümend Özkan*

….1957’de annesini kaybetti, o sevgi dolu, herkese iyilik eden ve dileyen kadının ölümü Özkan’a hayatının ilk büyük acısını tattırmıştı. Yedi çocuğunu bir fiske vurmadan ve kötü söz söylemeden büyütmeye çalışan Hüsniye hanım 34 yaşında hayata ve sevdiklerine veda etmişti.Annesinin acısı ve daha başka sebepler evden ayrılmasına neden oldu. 59’lu yıllarda İstanbul’da T.H.Y.’da bir iş bulup çalışmaya başladı. Kısa bir zaman sonra Ankara’ya geldi ve daha önce kayıtlı olduğu Hukuk Fakültesine devam etmeye karar verdi. Onun için zorlu günlerdi bunlar. Ailesinden uzak kalışı, maddi sıkıntılar, özel hayatındaki problemler O’nu bunaltıyordu. Aç kalıyor, açlıktan hasta oluyor, fakat dürüstlükten ve onurundan asla taviz vermiyordu. Her zaman olduğu gibi kendine ters gelen herşeye karşı çıkıyordu. Bu arada Adnan Menderes’in Kırşehir’e gideceğini öğrenmiş, bunu fırsat bilerek Kırşehir’e, oradan da Mucur’a geçen Başbakanla görüşebilme yolları aramaya baştamıştı. Menderes’in Mucur’da yaptığı bir konuşma sırasında, bütün engellemelere rağmen Menderes’in yanına yaklaşmış, hoş geldiniz deyip Mucur’a kütüphane istediklerini söylemiş ve kurulacağına dair söz almıştı. Mucurlu gençlerin bu arzuları da böylece gerçekleşiyor, Mucur’a ilk Halk Kütüphanesi kuruluyordu.

Daha sonra Millet Partisi genel merkezinde iş bulmuş, hem çalışıyor, hem de okula devam ediyordu. Artık siyasetin içindeydi, Yakından tanımaya başladığı bu ortamda içine sinmeyen, onu rahatsız eden birşeyler vardı ama neydi? Türk Ocağına gidip geliyor, o dönemin milliyetçi  mukaddesatçı camiasıyla zamanının çoğunu geçiriyor, tartışmalarına, sosyal, kültürel çalışmalarına katılıyordu.

Türk  Ocağı   tiyatrosunda   yönetmenliğini  kendisinin yaptığı Alparslan piyesini sahneye koymuş, Alparslan rolünü de başarıyla oynamıştı. 1959-60’lı yıllardı bunlar. Değişik fikirleri tanıyor, kafasında şimşekler çakıyordu. Doğrular yanlışlar belirginleşiyordu artık. Okumaya ağırlık vermesi bu döneme rastlar. Halen süregelen Basın Haber Ajansı’nı da (eski ismi Basın Tetkik ve Haber Alma Merkezi), yine bu günlerde (1960) kurmuştu. Böylece Türkiye basınını taramaya hem hayatını kazanıp hem de çok sevdiği bir işi yapmaya, gelişmeleri yakından izleyip, basın hayatının içine girmeye başlamıştı.

    Ankara 27 Mayıs öncesi kargaşayı yaşıyordu. Olaylar, Celal Bayar ve Adnan Menderes iktidarının sonunu hazırlamıştı. Üniversite gençliği sokaklara dökülmüş, herkes bir şeyler söylüyor, bir şeyler istiyordu. İster istemez Özkan da bunlardan etkilenmişti, ama onların dışında bir şey istediğinin farkındaydı. Bu isteğini henüz biçimlendirememişti. İhtilalden sonra, köylü köyüne, evli evine dönmüş, rahatsız bir durgunluk dönemi başlamıştı. Yassı Ada komedisi sürüp gidiyordu. Sonuç insanları şok etmişti.

Liseden beri tanıdığı Mukaddes de artık Ankara’daydı. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Türkoloji okuyordu. Özkan ara sıra uğrar hal hatır sorardı. O aralar bazı olaylar olmuş, Fakültenin yol geçen hanına döndüğüne dair tartışmalar Meclise kadar intikal etmişti. Okul yönetimi de yabancıların girmesini önlemek amacıyla kimlik kontrolüne baştamıştı. Bir kaç gün sonra Özkan’ı karşılarında görünce arkadaşları, şaşkınlıkla “Sen nasıl girdin içeri?” diye sorunca, O: “Kanunlar zayıfların takılıp kaldığı, güçlülerin atlayıp geçtikleri engellerdir.” diyen bir fiIozofun sözünü tekrarlayarak gülmüş ve cebinden bir kimlik çıkarmıştı. Şark dilleri bölümünde artık talebe olduğunu, ‘bu uyduruk hukuka ilgi duymadığını söylüyor, aynı anda iki yere birden devam ediyordu.

1963’ün 25 Mart’ında 7 yıldır tanıdığı Mukaddes Taner’le evlendi. İşIemleri yaptırmak için gittiği mahalle muhtarından evlilik konusundaki ilk tavsiyeyi almıştı: “Bu günlerde çoğunun yaptığı gibi üç gün sonra boşanacaksanız, sakın bu işe kalkışmayın, iyi düşünün. Biriniz sinirlenip bağırınca diğeriniz sussun, bunu sakın unutmayın” demişti muhtar, Özkan’ın buna cevabı: “Ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin demem ben, Hayatta, kalmayı aklıma koyduğum diyardan kaçmak prensibim değildir. Hem bu deveyi güdeceğiz, hem bu diyarda duracağız emin olun.” diye gülmüştü. Artık karar verilmiş, hiçbirşey engel değildi. Pek çok sıkıntının üstesinden gelmeyi göze alarak evlenmişlerdi. ….

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: