Aaron Hacker’in emlak bürosunun önünde New York plakali kirmizi, spor bir araba durdu. Arabadan inen sisman adam, büroya dogru yürüdü. Sicaktan ter, ince elbisesinin üstüne kadar çikmisti. 50 yasinda görünüyordu. Yüzü heyecandan kizarmis, fakat kisik gözlerindeki kararli, donuk bakis degismemisti.
Içeriye girince basiyla Aaron’a selam verdi. “Bay Hacker?” Aaron gülümseyerek, “evet benim, sizin için ne yapabilirim. Bay..? ” Sisman adam, “Dill” diyerek kendisini tanitti. “Zamanim çok az, hemen konuya girsek iyi olacak.” dedi. “Benim için de iyi olur Bay Dill. Ilgilendiginiz belli bir yer var mi?” “Dogrusunu isterseniz, evet. Kasabanin kenarindaki eski bina.” “Sütunlu ev mi?” “Ta kendisi. Yanilmiyorsam üzerinde SATILIK tabelasi var. ” Aaron kuru bir sesle, “Evet.” Dedi. Bizim satis listemizdedir.” Kalinca bir defterin yapraklarini karistirdi. Sonra daktilo ile yazilmis bir sayfayi isaret etti: “160 yillik bina. 8 odasi, 2 banyosu, otomatik gaz firini, genis teraslari, çevresinde agaçlari var. Çarsiya, okula yakin. 750.000 dolar.” diye okudu ve ekledi: “Hala ilgileniyor musunuz?” Adam oturdugu yerde rahatsiz olmus gibi kipirdandi. (more…)