Özgüveninizi Nasıl Arttırırsınız?

kazl.jpg

  • Kendiniz hakkında olumlu düşünün.

  • Gerçekçi olan ve beklentilerinizi karşılayan hedefler belirleyin. Makul seviyede hedefler belirleyin ki, böylece başardığınız şeyler, başta ulaşmayı düşündüğünüz hedeflerlere yakın olsun. Bu durum, özgüveninizi ve kendinizle ilgili memnuniyetinizi destekler. Psikolojinin öncülerinden William James şöyle der: “ Kendinden memnun olmak = Ne başardığımız / Başarmayı hedeflediğimiz şey ” (more…)

Aşağılık duygusu, umutsuzluk gibi duyguları, genellikle evde, okulda veya işte yaşadığımız kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkar. Örneğin, siz büyüme aşamasındayken, ebeveynleriniz size sağlıklı ve destekleyici bir çevre sağlayamamış olabilir. Size karşı çok eleştirel, talepkar ve/veya aşırı koruyucu olabilirler. Sonuç olarak, kendiniz hakkında olumsuz düşünmeye başlarsınız. (more…)

stres.gifÖzgüven önemli bir kişisel özelliktir; yaşamla baş etmemizi ve sorunlarla gerçekçi bir şekilde mücadele etmemizi sağlar ve zorluklara dayanmamızı kolaylaştırır. Özgüven kazanma süreci, yaşamın önemli zorlukları ile başa çıkma gücüne sahip ve mutlu olmaya layık bir kişi olma deneyimidir.

Özgüven insana güç verir, enerjisini artırır ve daha fazla çaba göstermeye özendirir.  Başarı için ilham kaynağıdır. Başarılarımızla gurur duymamızı ve onlardan keyif almamızı sağlar.

Bizim yaklaşımımıza bağlı olarak başka insanlar ve dışımızdaki olaylar özgüvenimizi yükseltebilir ya da bitirebilirler. Yaşama özgüvenli bir şekilde yaklaşmak ve bunu sürdürmek önemlidir. Ancak, aşırı bir güven duygusu ile hareket ederek kendimizi ve diğer insanları tedirgin etme riskini de almamak gerekir. (more…)

SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM

Binmediğim hiç bir otobüs
Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
Gittikçe azalıyor hayat
Neyi erken yaşadıysam
Hep ona geç kalıyorum
Sana göçüyorum her sonbahar
Yolların çıkmıyor aşkıma
Unuttuğun yağmurların adı saklımda
Seni içimden terk ediyorum

(more…)

Alıngan bir hiçliktir boynumda asılı duran, zaman golgen olmuş koynumda terliyor, içimde, dışımda, sebepsiz bir sus…
Pusunu kaybettiğin herhangi bir gece sadece.
Git…
(more…)

GECE NÖBETİ

Daha az seviyorum seni

Giderek daha az

Unutur gibi seviyorum

Azala azala

Aramızdaki uzaklığın karanlığında

 

Geceler kısalıp,gündüzler uzuyor böyle olunca

Daha az seviyorum seni

Kendini iyileştiren bir yara gibi

Daha az

Ve zamanla

< (more…)

İçtiğiniz suya limon sıkın, nane atın

Bunaltan sıcaklardan yediklerinize dikkat ederek korunun. Her gün cacık, yoğurt ve ayran tüketin. Meyve ve sebzeyi sofradan eksik etmeyin. Bol bol su için; hatta 1-2 damla meyve suyu, taze meyve parçaları, nane ve limon eklemeyi ihmal etmeyin..             
 

Diyetisyen Dilara Koçak; yaz sıcaklarında serinlemenizi sağlayacak mönü önerilerinde bulundu:

* Sıcaklarda nasıl beslenmeli? (more…)

O Abdullah ibn Selam ki daha Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem)’i görür görmez “Bu yüzde yalan yok!” demiş ve hiç tereddüt etmeden Müslüman olmuştu. Kur’an-ı Kerim’de: “Size gelen bu hakikate şehadet edip iman eden Yahudi ulemasından da biri var.” (Bkz. Ahkaf Sûresi, 46/10) ifadeleriyle bu sahabi tebcil edilmektedir. Abdullah ibn Selam, Müslümanlığa girdiği günden itibaren hep hakkaniyet içinde olmuş ve hayatının sonuna kadar da İslam için gayret ve mücadeleden geri durmamıştır. O, Hz. Osman devrinde, Hz. Osman’ı da alıp götüren korkunç fitnede kollarını gerip fitneye karşı duranların başında gelmiştir. Fakat buna rağmen o günkü gözü dönmüş insanlar, -hangi ruh haletiyle olduğu belli değil- Yahudi çocuğu diyerek onu da tartaklamışlardır. (more…)

Aaron Hacker’in emlak bürosunun önünde New York plakali kirmizi, spor bir araba durdu. Arabadan inen sisman adam, büroya dogru yürüdü. Sicaktan ter, ince elbisesinin üstüne kadar çikmisti. 50 yasinda görünüyordu. Yüzü heyecandan kizarmis, fakat kisik gözlerindeki kararli, donuk bakis degismemisti. 

Içeriye girince basiyla Aaron’a selam verdi. “Bay Hacker?” Aaron gülümseyerek, “evet benim, sizin için ne yapabilirim. Bay..? ” Sisman adam, “Dill” diyerek kendisini tanitti. “Zamanim çok az, hemen konuya girsek iyi olacak.” dedi. “Benim için de iyi olur Bay Dill. Ilgilendiginiz belli bir yer var mi?” “Dogrusunu isterseniz, evet. Kasabanin kenarindaki eski bina.” “Sütunlu ev mi?” “Ta kendisi. Yanilmiyorsam üzerinde SATILIK tabelasi var. ” Aaron kuru bir sesle, “Evet.” Dedi. Bizim satis listemizdedir.” Kalinca bir defterin yapraklarini karistirdi. Sonra daktilo ile yazilmis bir sayfayi isaret etti: “160 yillik bina. 8 odasi, 2 banyosu, otomatik gaz firini, genis teraslari, çevresinde agaçlari var. Çarsiya, okula yakin. 750.000 dolar.” diye okudu ve ekledi: “Hala ilgileniyor musunuz?” Adam oturdugu yerde rahatsiz olmus gibi kipirdandi. (more…)

John Blanchard oturduğu banktan kalktı, üzerindeki denizci üniformasını düzeltti ve şehrin büyük tren istasyonundaki insanları incelemeye koyuldu. Gözleri o kızı arıyordu, kalbini çok iyi bildiği ama yüzünü hiç görmediği, yakasında gül olan o kızı. Ona olan ilgisi bundan onüç ay önce Florida’da bir kütüphanede başlamıştı. Raflardan aldığı bir kitabın içindeki yazıdan çok etkilenmişti… Kitaptan değil sayfalardan birinin kenarında kurşun kalemle yazılmış minik notlardan… Yumuşak el yazısı düşünceli bir ruhu ve insanın içine işleyen bir karekteri yansıtıyordu. Kitabın baş sayfasında, o kitabı en son okuyan kişinin ismini gördü: Bayan Hollis Maynell.

Biraz zaman ve çaba sonunda adresini buldu. Bayan Maynell Newyork’da yaşıyordu. Blanchard ona kendisini tanıtan ve mektup arkadaşı olmayı teklif eden bir mektup yazdı. Ertesi günde İkinci Dünya Savaşına katılmak için Avrupa’yadoğru yola çıktı. Daha sonraki bir yıl bir ay boyunca birbirlerini mektuplarla tanıdılar. Her mektup kalplerine düşen bir sevgi tohumuydu sanki.. Bir romantizm başlıyordu Blanchard kızdan bir resmini istemişti, ama kız reddetti. Kendisini gerçekten önemsiyorsa nasıl göründüğünün ne önemi vardı?Sonunda Blanchard’ın Avrupa’dan dönüş günü geldi çattı. (more…)

Next Page »